6934 kilometrekarelik yüzölçümü ile ülkemizin binde 8.5 ini kapsayan Giresun ilimizde en son yapılan nüfus sayımına göre toplam 533.390 kişi yaşamaktadır. Şehrin Kuruluş tarihi M.Ö. 350 yıllarına dayandıran kaynaklar vardır. Kuruluşundan bu güne İskitler, Miletoslular, Persler, Kapadokyalılar, Romalılar, Bizanslar, Selçuklar ve Osmanlılar gibi bir çok ulus bu topraklarda yaşamış ve bıraktıkları yüzlerce tarihi eser renkli ve zengin geçmişimize ışık tutmaktadır.
Kirazın anavatanı, fındığın başkenti olarak bilinen Giresun özellikle yayla turizmi anlayışının gelişmesiyle birlikte Kümbet,Bektaş,Yavuz Kemal Sisdağı, paşakonağı gibi yaylalarıyla gündeme gelmiştir. Giresun ilinin ilçeleri: Alucra | Bulancak | Çamoluk | Çanakçı | Dereli | Doğankent | Espiye | Eynesil | Görele | Güce | Keşap | Piraziz | Şebinkarahisar | Tirebolu | Yağlıdere. Bu kategormizde Giresun ilimize ait bilgileri tarihi coğrafyası turistik gezilecek yerleri ve bunlara ait resimleri bulabilirsiniz.
Giresun, Anadolu’nun kuzeydoÄŸusunda, yeÅŸille mavinin kucaklaÅŸtığı Karadenizin inci kentlerinden birisidir. Åžehir, denize doÄŸru uzanan yarımadanın üzerinde yer almaktadır. Yarımadanın karşısında Karadenizin tek adası olan Giresun Adası (Aretias), kentin bir kolyesi gibi durmaktadır.
Åžehrin nerede kurulduÄŸu ve kimler tarafından iskan edildiÄŸi konusu tartışmalıdır. Bu tereddüt M.Ö. 350 yıllarına ait kaynaklarda da yer almaktadır. CoÄŸrafyacı Strabon, Farnakia dediÄŸi ÅŸehrin; bugünkü Giresun kentinin olduÄŸu yerde kurulduÄŸu üzerinde durmuÅŸtur. Romalı idareci Arrien Farnakia’nın eski adının Kerasus olduÄŸunu belirtmiÅŸ ve buranın Sinoplular tarafından kurulduÄŸunu yazmıştır.
Şehir hakkında Roma, Bizans ve Rum Pontus İmparatorluğu dönemine ait tatminkar bilgiler yoktur.
Eski Anadolu tarihi araÅŸtırmalarında, ÅŸehir ve kasaba tarihlerinde dil incelemeleri sonucunda, bu bölgede M.Ö. 2000′li yıllardan beri Türk varlığının mevcut olduÄŸu anlaşılmıştır.
M.Ö. 7.y.y.da İskitlerin Karadenize göç etmesi ile OÄŸuz unsurları da bu bölgeye yerleÅŸmiÅŸlerdir. Bu bölgede OÄŸuz boylarından Yazır, Döğer, AvÅŸar, Karkın, Halaç’ların; Akhun, KuÅŸan, Peçenek, Hazar, Hun, Kıpçak Türklerinin yerleÅŸimi mevcuttur.
Karadeniz bölgesinde, ilk ve orta çaÄŸlarda, İskit, Kimmerler, Hun, Hazar, Bulgar, Uz, Peçenek göçlerinin sonucu Türk iskanının olduÄŸu, Karadeniz ağızlarının fonetik ve morfolojik yapısıyla birlikte yer adlarından da anlaşılır. Giresun’un batı yakasındaki Çıtlakkale mahallesinin adının Deliorman ve Selanik civarından gelerek buraya yerleÅŸmiÅŸ olan Türk topluluÄŸu Çıtaklardan geldiÄŸi, bölgede konuÅŸulan lehçenin ve kültür unsurlarının Çıtak ve Gagavuz Türklerinin ki ile benzerlik gösterdiÄŸi görülür.
Hitit İmparatorluk dönemi tabletlerine dayanan tarihi kaynaklarda, Giresun’un Azzi Bölgesi sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Karadeniz bölgesinde 90′a yakın koloni ÅŸehri kuran Miletoslular, Giresun ve Tirebolu ÅŸehirlerinin de kurucularıdır. Amaçları bu bölgeyi kendilerine yurt edinmek olmayıp, buraların her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarını sömürmekti. Bu yüzden yerleÅŸim birimlerinin korunabilecek kısımlarını alıp buralara yerleÅŸmiÅŸlerdir.
Çevresinde önemli gümüş ve demir üretim yerleri olan Giresun’a Romalılar tam bir hakimiyet kurmamışlardır. Onların döneminde bu bölgede para basıldığı rivayet edilmektedir. Roma idaresinin ilk dönemlerinde Romalı yazarlardan Ammianus Marcel’e göre Romalı komutan Lucullus buraya geldiÄŸinde yabani kiraz aÄŸaçlarını görmüş ve bu aÄŸacın fidanlarını Roma’ya götürmüştür. Bu bilgi kirazın dünyaya Giresun’dan yayıldığı inancının kaynağı olmakla birlikte Roma’da daha önce de kirazın varolduÄŸu belirtilmektedir. Giresun Romalıların ardından Bizanslıların denetimine geçmiÅŸtir.
Bizans egemenliÄŸi döneminde Yunan medeniyetinin büyük bir hızla geliÅŸip yayılmasına karşılık, Yunan soyu gittikçe zayıflamıştır. Bu sebeple, Bizans İmparatorları, ülkelerinin içerisinde yaÅŸayan ve baÅŸka soydan gelen insanları asimle etmeye çalışmışlar ve bu yolda en çok dil ve dinden yararlanmışlardır. DoÄŸu Karadeniz’in ormanlık alanlardaki kabileleri itaat altına almak için ormanlar kesilerek yollar açılmış, yol boylarına muhafız kulübeleri yapılmış, hatta bir miktar Hıristiyan Bulgar Türk’ü de getirilip bölgeye yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Bizanslılar bu yolda çaba harcarken 705 yılında ilk kez Müslüman Arap orduları bölgeye gelip İslamlığı tanıtmaya baÅŸlamıştır.
Anadolu Selçuklu Devletine vergi vermeyi kabul eden ve 1244′te MoÄŸolların egemenliÄŸi altına giren Trabzon Türklerin bir eyaleti haline gelmiÅŸtir.
Trabzon’a baÄŸlı bulunan Giresun ve çevresi MoÄŸol nüfuzu altına girmiÅŸtir. İşte bu sırada, OÄŸuzların Üçok koluna mensup boylardan biri olan Çepniler; Ordu, Giresun ve Trabzon illeri sınırlarına yerleÅŸmeye baÅŸlamışlardır.
Bayram Bey, Ordu ve çevresini kontrol altına alan Çepni Türkmenlerinin beyidir. OÄŸlu Hacı Emir Bey döneminde bu bölgeye “Bayramlu BeyliÄŸi” denilmeye baÅŸlanmıştır. O da aynı ÅŸekilde Trabzon Rum İmparatorluÄŸunu sıkıştırmaya devam etmiÅŸ olup, Hacı Emir Beyin OÄŸlu Emir Süleyman Bey de, 1397′de Giresun’u fethetmiÅŸtir.
Böylece onun zamanında Giresun ve çevresinin fethi ve TürkleÅŸmesi tam manasıyla saÄŸlanmıştır. Bu beylik iç ve dış çatışmalar sonucu zayıflayıp Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin’in hakimiyetine girmiÅŸ ve dolayısıyla Giresun da bu devletin sınırları içinde kalmıştır.
Bugüne kadar yanlış bir kanaat olarak Giresun’un TürkleÅŸmesi Fatih Sultan Mehmet’in 1461′de Trabzonu fethiyle beraber gösterilmiÅŸtir. Giresun’un Osmanlı Devletine bu tarihte katıldığı doÄŸrudur. Oysa Giresun’un TürkleÅŸmesi 1397′de Bayramlu Çepni Türkmen Beyi Emir Süleyman Beyin Giresun’u fethetmesiyle gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bu yanlış kanaat yüzünden Giresun’da onun adını taşıyan hiçbir eser bulunmamaktadır. Dolayısıyla Giresun’un ilk fatihi tanınmamaktadır.kaynak:giresun.bel.tr

Oteller hakkinda yorumlar